Bir Köyün Birlikte Yazdığı Hikâye: 1972 Subaşı Biçki-Dikiş Kursu

Bazı fotoğraflar vardır; yalnızca geçmişten bir görüntüyü değil, bir köyün ruhunu anlatır.

Bir Köyün Birlikte Yazdığı Hikâye: 1972 Subaşı Biçki-Dikiş Kursu
GİRİŞ 24.08.2026 13:12 GÜNCELLEME 24.08.2026 16:04

Yıllar geçer, insanlar değişir, evler yenilenir, yollar asfaltlanır… Ama bir fotoğrafın içinde saklı kalan dayanışma, emek ve birlikte başarma duygusu zamanın ötesine geçer.

 

Bugün sizlere, Subaşı’nın geçmişinden böyle güzel bir hikâyeyi anlatmak istiyorum.

 

 

Yıl 1972…

 

Göçlerle kurulan Subaşı Köyü’nde genç kızların meslek öğrenmesi amacıyla bir biçki-dikiş kursu düzenleniyor. O yılların şartlarını düşündüğümüzde, bu kurs yalnızca genç kızlara dikiş dikmeyi, biçki yapmayı öğretmekten ibaret değildi.

 

Bu kurs, genç kadınların kendi ayakları üzerinde durabilmeleri, bir meslek öğrenmeleri, üretmenin ve paylaşmanın değerini bilmeleri için atılmış önemli bir adımdı.

 

Bugün “meslek edindirme”, “kadınların üretime katılması” ve “birlikte öğrenme” gibi kavramları konuşuyoruz.

 

Oysa Subaşı’nda yıllar önce, daha 1972’de, genç kızlarımız bir araya geliyor; birlikte öğreniyor, birlikte üretiyor ve öğrendiklerini bir sergiyle insanlarla buluşturuyorlardı.

 

Kursun sonunda yalnızca bir sergi hazırlanmıyor.

 

İlçe protokolünün ve Karamürsel’deki Amerikan üssünde görevli  misafirler ve  köylülerin katılımıyla sergi açılıyor. Ardından kursiyer genç kızların katıldığı bir defile düzenleniyor.

 

Ve burada beni en çok etkileyen başka bir ayrıntı daha var.

 

Bu organizasyon yalnızca kursiyerlerin veya birkaç kişinin çabasıyla gerçekleşmiyor.

 

Subaşı el ele veriyor.

 

Köyün kadınları, gençleri, büyükleri; gelen konukların ağırlanması, ikramların hazırlanması, alanın düzenlenmesi ve etkinliğin gerçekleştirilmesi için birlikte çalışıyor.

 

Çünkü Subaşı’nda bir etkinlik yapılıyorsa, o etkinlik herkesin etkinliğiydi.

 

Birinin yaptığı diğerinin tamamladığı, birinin hazırladığı diğerinin sunduğu bir köy dayanışması vardı.

 

Belki de göçlerle farklı coğrafyalardan kopup gelen insanların yeni bir yurt kurarken en büyük güçlerinden biri buydu:

 

Birlikte olmak.

 

Göçmen olarak gelen aileler, yeni bir köy kurarken yalnızca evler inşa etmediler.

 

Birlikte yaşamanın, birbirine destek olmanın, komşuluğun ve dayanışmanın da temellerini attılar.

 

1972 yılında düzenlenen bu biçki-dikiş kursu ve ardından gerçekleştirilen sergi ile defile, aslında Subaşı’nın bu ortak ruhunun küçük ama çok anlamlı bir göstergesiydi.

 

Ve bu güzel çalışma, sadece Subaşı’nda kalmadı.

 

O dönemde Karamürselli gazeteci Mehmet Tören, fotoğraf makinesinin deklanşörüne basarak bu tarihi anları ölümsüzleştirdi.

 

Çektiği fotoğraflar ve yaptığı haber, Subaşı’ndaki bu güzel organizasyonu Günaydın gazetesinin sayfalarına taşıdı.

 

Bir köyde genç kızların meslek öğrenmek için bir araya gelmesi, köylülerin el birliğiyle bir organizasyon hazırlaması ve bu çalışmanın ulusal basında örnek bir çalışma olarak yer alması…

 

Bugün geriye dönüp baktığımızda, bunun ne kadar kıymetli olduğunu daha iyi anlıyoruz.

 

Çünkü bazen geçmişin bize bıraktığı en önemli miras, bir bina ya da bir eşya değildir.

 

Birlikte yapabilme kültürüdür.

 

İnsanların birbirine güvenmesi, elini taşın altına koyması, “Bu benim işim değil.” demeden köyü için çalışmasıdır.

 

1972’nin Subaşı genç kızları belki o gün bunun ileride bir tarih belgesine dönüşeceğini bilmiyorlardı.

 

Onlara destek olan büyüklerimiz de…

 

Konukları ağırlayan kadınlarımız da…

 

Etkinliğin hazırlanmasına emek veren köylülerimiz de…

 

Ve o güzel anları fotoğraflayan Mehmet Tören de…

 

Ama bugün o fotoğraflara baktığımızda, bize yalnızca bir biçki-dikiş kursunu değil, bir dönemin Subaşı’sını anlatıyorlar.

 

Üreten kadınları…

 

Birbirine destek olan komşuları…

 

Köyü için çalışan insanları…

 

Ve birlikte başarmanın mutluluğunu yaşayan bir topluluğu…

 

Bugün bizlere düşen görev ise bu hikâyeleri unutmamak.

 

Çünkü sözlü tarih yalnızca geçmişte ne olduğunu anlatmak değildir.

 

Geçmişte yaşananların bugüne ne söylediğini anlamaktır.

 

1972’den bugüne baktığımda ben bir şey görüyorum:

 

Subaşı’nın gücü, sadece göçle gelen insanların kurduğu evlerde değil; o evlerin arasında kurulan gönül bağlarındadır.

 

Ve bu nedenle bir kez daha söylüyorum:

 

Ne mutlu benim gönülleri sevgi, emek ve çalışma dolu köylülerime…

 

Onların bıraktığı bu güzel mirası anlatmak, yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak bizim en önemli görevlerimizden biridir.

 

Çünkü bazı köyler sadece tarihe tanıklık etmez.

 

Kendi hikâyesini birlikte yazar.

 

Subaşı da işte böyle bir köydür.

 

 

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL