SANDIK ÖYKÜLERİ

Müzemiz açılırken bağışlanan etnografik malzemeler arasında birkaç sandık da vardı. Onların öykülerini dinlediğimizde, bu sandıkların sayısını artırmak ve daha çok öyküye ulaşmak fikri aklımızın bir köşesine yer etti. Bu isteğimizin gerçekleşmesi, müzemizin 4. kuruluş yıldönümüne denk geldi.

SANDIK ÖYKÜLERİ
GİRİŞ 06.02.2026 17:54 GÜNCELLEME 06.02.2026 20:18

Sandık bulmak o kadar zor değildi; asıl güç olan, sandıkların ve sahiplerinin gerçek öykülerine ulaşmaktı. Kimi sandık ilk sahibinde değildi, kimi sandık bir evin köşesinde duruyor ama ne sandığın ne de sahibinin öyküsü biliniyordu. Yine de bu sergiden vazgeçmedik. Çünkü sahiplerinin izniyle sergilediğimiz 12 sandık, bütün bu eksikliklere rağmen o kadar göz alıcıydı ki… Onların güzelliğini, gün görmüşlüğünü herkesle paylaşmak istedik.

 

Sergimizin adı “Sandık Öyküleri”. Ama aslında bu, sandıkların değil, onların sahiplerinin öyküsü. Bu sandıkların sahibi olan kadınların hepsi bir şekilde göçü yaşamış kadınlar… Göç zamanı yaşı küçük olan da var, evlenip sandığıyla göç eden de, göçten sonra sandığı burada yapılan da. Çünkü “kadınlar ve sandıkları” söz konusu olduğunda ufukta hep bir göç vardır. Ne de olsa “kız kundakta, çeyiz sandıktadır. Kızlar büyür, serpilir; daha kundaktayken başlayan yol hazırlığı, günü gelince bir sandığa sığdırılır, bir gelinlik ve bir düğünle tamamlanır. Kadınlar, kızlıktan kadınlığa, oradan analığa uzanan bir yolculuğun göçmenleridir. Bu sandıklar da işte bu yolculuğu anlatır: sahiplerinin göç öykülerini, onların üzerinden de bütün kadınların öyküsünü…

 

Bu öyküleri dinlerken, yazarken heyecanlanmamak, yolculuklarına eşlik etmemek, bu öyküyü kendi öykümüz sanmamak mümkün değildi. Gülümsememize, bazen de gözyaşlarımıza engel olamadık. Bir yandan haddimizi mi aşıyoruz diye kendimizi sorguladık; öte yandan bu öykülerin hepimizin öyküsü olduğuna inandığımız için sandıklarda sararıp kalmalarını istemedik. İşte bu sandıklardan, sahiplerinin öyküsünü çıkardık. Çıkardık ama onları yeniden yıkayıp kolalayıp ütülerken, nefesimize karışanın kendi öykümüz olacağını hesaplamamıştık.

 

Bu sergide sadece 12 sandığı açabildik. Ama eminiz ki çoğunuzun yanı başında, hiç ummadığınız bir yerde, bir yakınınızda ya da bir anda karşınıza çıkıveren ve içinde sizin öykünüzü saklayan böyle sandıklar var.

 

Sergilediğimiz 12 sandığın öyküsünü kimi zaman oğlu, kızı anlattı; kimi zaman torunları, kimi zaman da ne mutlu ki kendileri… Bu öyküleri okudukça, hepsinde hepimizden izler bulacaksınız.

 

Sizin yolculuğunuz nereye?

 

Subaşı Sözlü Tarih Grubu

 

 

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL